Bir eğitim alınır, herkes katılır, notlar tutulur. İki hafta sonra herkes eski yöntemine dönmüştür.
Sorun eğitimin içeriğinde değil, sonrasının planlanmamasında.
Neden unutuluyor?
İnsan öğrendiğini uygulamazsa hızla unutur. Eğitimde anlatılan şey ertesi gün kullanılmazsa, bir hafta içinde büyük ölçüde kaybolur.
Bir de şu var: eğitim genelde "bilgi aktarımı" olarak kurgulanır. Oysa asıl mesele davranış değişikliğidir ve davranış anlatarak değil tekrarlayarak değişir.
İşe yarayan düzen
Küçük parçalara bölün. Altı saatlik tek eğitim yerine, haftada yarım saatlik altı oturum. Her oturumdan sonra uygulama fırsatı olur.
Hemen uygulatın. Eğitimin ertesi günü, öğrenilen şeyin kullanılacağı bir iş verin.
Bir hafta sonra takip edin. "Nasıl gidiyor, takıldığın yer oldu mu?" Bu tek soru, eğitimin etkisini belirgin şekilde artırır.
Yazılı bir dayanak bırakın. Kısa bir kılavuz, hatırlamak için başvurulacak yer olur.
Kim eğitecek?
Dışarıdan eğitim her zaman gerekmez. Çoğu konuda en iyi eğitmen, o işi zaten iyi yapan çalışanınızdır.
Bu aynı zamanda o kişi için bir gelişim fırsatıdır — anlatarak kendi bilgisi de derinleşir.
Neyi eğiteceğinize nasıl karar verilir?
Hata kayıtlarına bakın. En sık tekrar eden hatalar, eğitim ihtiyacının en net göstergesidir.
Aynı hata farklı kişilerde tekrar ediyorsa sorun kişide değil, bilgi eksikliğinde ya da süreçtedir.
Eğitimin ölçüsü
Eğitim başarılı mı? Katılım ya da memnuniyet değil, şu ölçülür: eğitim öncesi ve sonrası hata oranı, işlem süresi, müşteri şikâyeti.
Rakam değişmediyse eğitim etkisiz kalmıştır ve yöntemi gözden geçirmek gerekir.
Kendinize sorun: Son verdiğiniz eğitimden sonra somut olarak ne değişti? Cevap yoksa, eğitim değil sunum yapılmış demektir.
