Geri bildirim vermek çoğu işletme sahibi için zordur. Ya hiç söylenmez, birikir ve bir gün patlar; ya da anında ve sert söylenir, kırar.
İkisinin arasında bir yol var.
Zamanlama
Geri bildirim olayın yakınında verilmeli. Üç ay önceki bir hatayı şimdi konuşmak hem etkisizdir hem haksız hissettirir.
Ama sinirliyken de verilmemeli. "Yarın konuşalım" demek, o an patlamaktan iyidir.
Yer
Eleştiri özel, takdir açık. Bu kural basit ama sık ihlal edilir.
Ekibin önünde yapılan uyarı, kişiyi savunmaya geçirir ve öğrenme kapanır. Aynı sözler baş başa söylendiğinde dinlenir.
Nasıl söylenir?
Davranışı tarif edin, kişiyi değil. "Dikkatsizsin" bir yargıdır. "Bu hafta üç siparişte adet hatası oldu" bir gözlemdir.
Etkisini anlatın. "Müşteri eksik mal aldı, iki kez taşıma yapmak zorunda kaldık."
Dinleyin. Sebep olabilir — belki sistem karışık, belki iş yükü fazla, belki bilgi eksik. Sormadan varsayarsanız yanlış çözersiniz.
Beklentiyi netleştirin. "Bundan sonra sipariş çıkarken ikinci kontrol yapalım."
"Sandviç yöntemi" işe yarıyor mu?
Övgü-eleştiri-övgü sıralaması yaygın bir tavsiyedir ama zamanla şeffaflaşır: çalışan iltifat duyduğunda kötü haberi beklemeye başlar.
Daha iyisi doğrudan ama saygılı olmaktır. "Şunu konuşmak istiyorum" diye başlamak, dolambaçlı girişten dürüsttür.
Olumlu geri bildirim de geri bildirimdir
Sadece hata olduğunda konuşulan bir ortamda, patronla konuşmak kötü habere eşitlenir.
İyi yapılan işi de aynı somutlukta söyleyin: "Bu ay zor müşteriyle iyi başa çıktın, özellikle şu konuda." Genel bir "aferin" kadar etkili değildir; somut olan hatırlanır.
Karşılıklı olmalı
Ara sıra sorun: "Benim yaptığım bir şey işini zorlaştırıyor mu?"
İlk seferde cevap gelmeyebilir. Ama soru düzenli sorulursa, zamanla gerçek cevaplar gelmeye başlar — ve bunlar en değerli bilgilerdir.
Kendinize sorun: Şu an ekibinizden birine söylemeniz gereken ama ertelediğiniz bir şey var mı? Erteledikçe söylemek zorlaşıyor.
